MySpace Glitter Graphics

« Önceki |

31/8/2008

ömür

 

Ö M Ü R

Gözümüz saatte söyleştik hep,
Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.
Hep yetişecek bir yerler vardı
Aranacak adamlar, yapacak isler....

Bir sonraki günün telaşı bir öncekine bulaştı..
Başkalarının hayatı bizimkini aştı.
Kör karanlıkta çalar saat sesi yerine
Kuşluk vakti, kızarmış ekmek kokusu  veya yavuklu busesiyle
 uyanma düşlerini
Ha babam erteledik.


20'li yaslardayken 30'lara kurduk saatin alarmını
30'larimizda 40'lara, belki sonra 50'lere....
Lakin öyle karmaşık kurgulanmış ki hayat,
Kuşlukta uyanma firsatı sunduğunda size,
Artık uyku girmez oluyor gözlerinize....

Doyasıya söyleşmek,  Telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda,
Söyleşecek, sevişecek kimsecikler kalmıyor yanınızda.....
Özenle sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz;
Vakit gelip sandıktan çıkardığınızda,
Birde bakıyorsunuz ki,
Tedavülden kalkmış.


ORHAN VELI KANIK

 

 

23/3/2008

yaşlılar haftası

 

Bakarmısınız,  ben söyleyecek bir söz bulamıyorum. ya siz ne dersiniz?

ALINTI

13/3/2008

çok komik fıkralar [gülmek isteyenlere]


> >Laz in teki Ankara'da bir barda icerken cep telefonu çaldi,
> >telefonunu açti,bir o kulağına bir bu kulağınagötürürken
> >sevinçle bardaki herkese içki ısmarladi.
    Sonrada cevresindekilere 
> >
> >karısının 15 kg lik tipik bir laz bebeği doğurduğunu söyledi.

> >Bardaki hic kimse bir bebegin 15 kg.  gelebileceğine inanmadı

     fakat laz inat etti.
    Dedigim gibi,bizim oralarda ortalama bebek kilosu 
> >budur,benimki de tipik bir laz bebegi?
>  Dört bir yandan tebrikler yagdi; bardaki herkes lazi kutladi...
> >İki hafta sonra laz tekrar bara ugradi. Barmen 
>  adami tanidi ve sordu''Sen *  * su 15 kg dogan bebegin babasi
> >degilmisin?Herkes bebegin iki haftada
>  kac kilo oldugunu merak ediyor. Söyle bize,bebek kac kilo?"
> >Baba gururla yanitladi, "10 kg."
> >Barmen sasirmis ve meraklanmisti "Ne oldu?Dogdugu gün zaten 15 kg.di."
> > Laz baba ickisini basina dikti, islak dudaklarini koluna sildi ve
> >barmene dogru egildi, & gururla yanitladi.......
> >"Sünnet ettirdum".   __._,_.___

     

 

 


*YAŞANMIŞ GERÇEK OLAY
*adamın biri arabasıyla giderken yolda bir yolcu alır arabaya.... adam arka tarafa biner.....
şöför - eee hemşerim kimsin nereye gidersin...der....
yolcu - ben Azrailim..canını almaya geldim der......
şöför alaycı bir tavırla
- sen mi Azrailsin der..yaw senin gibi Azrail olurmu hiç der....
yolcu sakin bir tavırla
-sen daha önce Azrail gördünmüde tarif ediyorsun der... ve ekler
yolcu - inanmadın bana öylemi der....
şöför - inanmadım tabii der......
yolcu - o zaman 200 metre ileride bir adam daha alacaksın der.....
gerçekten de adamın dediği gibi şöför 200 metre ilerde bir yolcu
daha alır.. ama yolcu ön tarafa oturur...olaylar bundan sonra daha da enteresanlaşır.....
şöför yanındakine...
- ee sen klimsin nereye gidersin der....öndeki
- abi ben merkezde biryerde indirirsen çok sevinirim adım felanca der......
şöför - yaw şu arkadaki adam bana Azrailim diyo görüyonmu şu herifi
hem iyilik ediyoz hemde dalga geçiyor zibidi der....
öndeki arkaya bakar ama kimse yoktur....
öndeki - abi arkada kimse yokki.....
şöför hışımla arkaya bakar ve
- körmüsün be adam arkada oturuyorya der.....
öndeki arkaya bir daha bakar ve
- abi senin kafan iyimi yoksa dalga mı geçiyorsun der...
bu sefer arkadaki söze girer....
- gördünmü der öndeki beni ne duyabilir nede görebilir der şöföre.
şöför bir anda dizlerinin bağı çözülür bet beniz atar....
arkadaki şöföre...
- hadi der arabayı kenara çek 2 rekat namaz kıl canını alacam
der.....
şöför ağlamaklı çaresiz bir şekilde arabayı kenara çeker ve iner
arabadan.....
sonra....
sonra ne olmuş biliyormusunuz?????
adamlar arabayı  aldıkları gibi kaçmışlar...:)) :))

       

 

> >> >> > Son Zamanların En İyi Memur Fıkrası> >> >'ABD, İngiliz ve Türk
> >maliye bakanları bir araya gelmiş. Kamu > >çalışanlarının durumlarını
> >görüşmektedirler. ABD Maliye Bakanı der ki: > >Bizim araştırmalarımıza göre
> >kamu görevlilerimizin bir aylık geçimi için > >1000 dolar gerekiyor. Biz
> >onlara 1500 dolar veriyoruz. Bunun 1000 dolarını > >çeşitli ihtiyaçlarına
> >harcıyorlar, 500 dolarını nereye harcıyorlar > >bilemiyoruz. İngiliz Maliye
> >Bakanı sözü alır: Bizim araştırmalarımıza göre > >kamu görevlilerimizin bir
> >aylık asgari geçim endeksi 1000 Sterlin. Biz > >çalışanlarımıza 1400
> >Sterlin veriyoruz. 1000 Sterlin'ini çeşitli > >ihtiyaçlarına harcıyorlar.
> >400'ünü ne yapıyorlar bilmiyoruz. Bizim Maliye > >Bakanı sözü alır: Bizim
> >kamu çalışanlarının asgari bir aylık geçimi için > >1000 YTL gerekiyor. Biz
> >500 YTL veriyoruz. Gerisini nereden buluyorlar > >bilemiyoruz.'>
     

9/3/2008

yelek, süeter, kilim, koltuk şalı, otantik kese

bu model merserize iple örülüyor. şimdi tan zamanı

 

kızımın kendisi için ördüğü süeter

 

bu yelek dümdüz örülüyor. çok da şık duruyor.

 

bu otantik kesenin boyamasını kızım yaptı. süslemeler bana ait.

 

 

bu koltuk şalını floş yassı iplerle ördüm. aralarından sakallı ip geçirdim, kenarını da bu sakallı iple tığladım.

 

 

 

artık ipleri değerlendirmek için başladım kilim oldu... nasıl beyendinizmi...

 

herkese kolay gelsin...

26/2/2008

tepsi örtüleri, mutfak havlusu, poşetlik

sizlerle bu kez kızıma yaptığım tepsi örtülerini mutfak havlusunu, ve kızımın poşetlik olarak kullandığı palyaçoyu göstermek istiyorum

kızım bu palyaçoyu poşetlik olarak kullanmış.sizler çocuk odalarına içine çorap, çanaşır vs koymak içinde kullanabilirsiniz. hatta orta kısmını doldurarak yastık veya oyuncak olarakta kullanılabilir..kollar eller ayaklar ve başı elyafla dolduruluyor..

 

bu mutfak havlusu da çok kullanışlı. üçgen şekilde bittiği için asıldığında daha düzgün duruyor.örneği çok kolay. bakarak rahatlıkla yapılabilir.

 

 

güllü tepsi örtüsü... yine ben örmüştüm. buradan bakarak örneği alınabilir.

 

boyama tekniği ile yapılan bir tepsi örtüsü.yine benim çalışmam...

 

baklava desenli tepsi örtüsünü yine buradan bakarak rahatlıkla örebilirsiniz. ne dersiniz çok şık değilmi...

şimdiden herkese kolay gelsin diyorum...

 

4/9/2007

KANSERLE YASADIKLARIM...

yıl 2003 sıcak bir nisan günü..ayın 25 veya 26sı tam hatırlamıyorum.işte o gün hayatımın dönüm noktası diyebileceğim gün...çünki o gün farkettim sağ memedeki sertliği, hiç ağrı sızı veya herhangi bir rahatsızlık yok.kapı komşun olan [kendisi yüksek hemşirelik okulu mezunu

ve alman]arkadaşıma koştum hemen. kontrol ettikten sonra yüzüme öyle bir bakışı vardı ki...bir şey söylemesine gerek yoktu, zaten oda öyle yaptı. anlamıştım kanser olduğumu...bu günden sonra , tarif edilemez bir heyecan, belkide korku bilemiyorum,ama insan o ilk şok günlerinde

ne düşüneceğini nasıl davranacağını daha doğrusu ne yapacağını bilemiyor.ama sevgili komşum bizi hiç yalnız bırakmadı sağolsun ,onun her konuda çok büyük desteğini gördüm. bütün bu heyecan ve korkuları yaşarken,birde maddi sıkıntılar...oğlum asker, kızımsa çalışıyor,ev kira,koşullar ağır,dua ediyorum allahım ne olur yardım et.yavrularımın mürüvetlerini göster bana,torunlarımı sevmek, bu heyecanları yaşamak istiyorum.büyük allahım, bu canı verende sensin alanda...ama bu can bu bedende oldukça ona en iyi şekilde bakacağım,ne gerekiyorsa yapacağım mücadelemi sürdüreceğim,yılmayacağım, sen bu canı almadıkça ben kansere yenilmeyeceğim,söz veriyorum,yardımlarını esirgeme..

güçlü olmam gerek. eşim, kızım ikiside şokta çok üzgünler güya bana belli etmiyorlar ama ben biliyorum hissediyorum her şeyin farkındayım.

ilk gittiğimiz doktor mamografi istedi, birkaç gün sonra sonucu almaya kızım komşum ve ben birlikte gittik. komşum raporu okudu ve tamam dedi

hadi hemen doktora gösterelim. hastaneye geldik, doktor rapora baktı veeeeee istersen sana bi hap yazayım,ama sen istersen beni 1 hafta içinde bulursun! dedi şaşkın bir şekilde doktora bakakaldım, bu arada koridora çıktı,komşum o kadar sinirlenmişti ki ( boyu 1.90 falan)doktorun koluna yapışarak -ne verecen aspirinmi? diyerek onu durdurmaya çalıştıysada,başaramadı, üstelik bir güzel azar işittik. hep birlikte hastanenin bahçeşine çıktık bir banka oturduk ne yapacağımızı bilmez bir durumdaydık.gözlerimden yaşların süzüldüğünü hissettim kızım ve komşumunda aynı durumda olduklarını gördüm.birkaç dakika sonra komşum -hadi yürüyün gidiyoruz buradan diyerek ayağa kalktı,doktorlarını tanıdığı özel bir hastaneye geldik cemizde 5 kuruş para yok.son parayıda otobüse verdik.komşum hemen iyi tanıdığı kadın doğum uzmanı doktorla ğörüşmeye başladı biz kızımla salonda oturuyorduk 10 veya 15 dak. sonra beni doktorun odasına aldılar muayeneden sonra hemen hiç vakit geçirmeden

genel cerrahın görmesi gerek,şimdi hemen hastanemizin de cerrahı olan dr .........yı arıyorum diyerek telefonu çevirdi.aynı gün saat 4 te yine

özel olarak dr........ile görüşecektik.seviniyimmi üzüntümü duyuyum bilemiyorum hislerim karmakarışık.hastaneden eve kadar yürüdük.sonra bir komşudan yol parası alarak dr .......un muayenehanesine geldik.dr muayeneye başlamadan ilk sözüm şu anda herhangi bir ödeme yapamayacağımı belirtmek oldu o da elinize geçince verirsiniz diyerek bizi rahatlattı.bundan sonraki günler tam bir kaos gibiydi. sabah 7.30da

hastane akşam 16........16.30 da ancak eve dönüyorduk kızımla birlikte.birkaç gün içinde gereken testler tamamlanmıştı.nihayet mayıs ayının ilk günleri biyopsi yapılacak ama iğne ile değil keserek lokal anestezi ile.....tabiki kızım işi bırakmak zorunda kaldı. canım meleğim benim ,hiç yanımdan ayrılmıyor,allah ondan razı olsun.yorgunluktan bitkin bir vaziyetteyim, geceleride doğru dürüs uyku yok...sabah erkenden biyopsi için hastaneye gidiyoruz yürüyerek.epey arası var...vakit öğleye yakın oldu dr dan hala bi haber yok zaman geçmek bilmiyor ne sıkıcı yarabbim.allahım sen kuvvet ver dayanma gücü ver.beklediğimiz odaya bir hemşire geldi adımı duyunca kalbim duracaktı sanki. elime yeşil bir giysi vererek hemen giyinmemi söyledi. peki ama nerede giyinecektim.sonunda banyoya girdik...hazırlanıp koridora çıktım yaklaşık 5 dak. sonra dr u gördüm hadi gidelim dedi canım kızım elerinde benim giysilerim torba dosya yapılan tetkik sonuçları ssk belgelerim arkamızdan koşturuyor.5.kattan merdivenle 2. kata indik ameliyathanenin kapısında kızımı öptüm içeri koştum dr un arkasından.gördüğüm manzaralar ürkütücüydü.masalar kan içinde ağlayan çocuklar,içerde ağır bi ilaç ve kan kokusu hakim.midem bulandı yutkundum... ufak bi odaya girdik beni yatırdılar iğnelerle uyuşup uyuşmadığı kontrol edildi ve küçük operasyon başladı. bir taraftan da konuşuyoruz dr -evet tam tahmin ettiğimiz gibi, diyor biraz canım yandı.başım dönüyor.alınan parçalar bir kavanoza konularak elimize verildi.hastanenin patoloji merrkezi sonucu çok geç verdiği için dışarda özel biyere vermemiz gerekiyormuş.dr dikiş atmadan çıktı, oradakilerden biri (bir hanım galiba hemşire bilemiyorum) bana şöyle diyor..-insanların kaderi işte ablacığım sakın korkmayın bizim bile şurdan çıkınca herhangi bir sebeple ölmeyeceğimiz ne malum....içimden güldüm ben güçlüyüm yenilmeyeceğim...masadan kalktım düşebilirsin diyerek koluma girdiler ayakta zor duruyorum.kızımın yanına geldik.dr 5. katta bizi bekliyormuş.prosedürleri yerine getirmek için.asnsörlerin olduğu yere geldik asansör duruyo üstümde yeşil kanlı giysi yer yok diye almıyolar 5.kata kadar merdivenle kızımın yardımıyla tutuna tutuna çıktık başım hala dönüyor içimden bi 5veya 10 dakka kadar uzansam diye geçiriyorum.ama kimse öyle bişey önermedi yine banyoda üzerimi değiştirdim dr la görüştük hastaneden çıktık saat 2 gibi.şimdi patoloji için hem para lazım hemde oraya kadar gitmemiz lazım.kızım işinden ayrılırken bir miktar para almıştı ama

yetmiyor..çok düşünceliyiz öylece epey yürüdük aaaa aklıma bişey geldi arkadaşlarımdan birinin eşi biyolog belki yardım edebilir heyecanla çalıştığı yere doğru yürüyoruz sağolsun çok ilgilendi,-burada patoloji yok ama ben bunu başka bi yere gönderirim merak etmeyin diyerek bize oturup beklememizi söyledi..kızım da bende biraz rahatlamış gülümsüyorduk.bu arada bi arkadaşı aradım o da yardım etti patoloji ücretide yarıya indirildi allah yardım ediyor şükürler olsun.4 mayısta sonucu aldık iyi değil greyt 2 3 gösteriyor.4 son evre oluyor,5 mayıs 2003 sabahın erken saati ilk ameliyat benim.4 mayıs akşamı sevgili komşumda bizdeydi,bana moral için benim moralim her zaman olduğu gibi süper ben çevreme moral veriyorum.herkesin gözü bende üzülmeyin ben güçlüyüm diyorum.

ameliyat çok başarılı geçti,gülerek neşe içinde narkoz aldığım için ğülümseyerek kendime geliyorum.1 hafta hastenede yattıktan sonra eve geldik kızım yorgunluktan ve uykusuzluktan perişan.biz antalyadayız ankaradan akrabalar eş dost sağolsunlar herkes telefon ediyor.ben çok heyecanlıyım yarın oğlum teskere alıyor onun haberi yok söylemedik.hava çok sıcak ertesi gün: kollarımda morluklar var doğal olarak yarım kollu oldukça bol bi swit giydim akşama doğru kapı çalıyor geldi geldi oğlum geldi.babasını ve kardeşini kucaklıyor sonra beni....anne ne kokuyosun sen, ne var oğlum hava çok sıcak ondandır.şüphelendi ama bilmediği için bişey diyemedi. yemek zamanı mutfakta eşim ve kızım yemekle ilgileniyorlar.oğlum şaşkın şaşkın bana bakıyor,-anne bu işte bi iş var sen oturuyosun babam mutfakta...renginde solgun görünüyor.benden ne saklıyosunuz siz? oğlum bişey yok diyorum ama nafile...inanmıyor. anne sana noldu söylermisin bana? oğlum biraz rahatsızlandım o kadar önemli bişey yok.son günlerde içimde bi sıkıntı vardı kötü rüyalar gördüm seninlede görüşemedik söyle artık neyin var.

babası içeri girdi hadi sofra hazır oğlumun beni sıkıştırdığını görünce gel benimle deyip onu içeri odaya götürdü.kızımla sofrada bekliyoruz biraz

sonra geldiler oğlumun gözleri kıp kırmızı...belli ki ağlamış. 1 ay geçti aradan ameliyatta alınan parçaların patoloji raporu gelmiş.sonuçları dr a gösterdik bizi faülte hastanesine onkoloji bölümüne gönderdi.git gel git gel kemoterapiye başlanacak herr gün ya bi eksik çıkıyo yada tetkikleri yeterli bulmuyolar 10 15 gün sonra herşey yeniden hazırlandı ve kemoterapiye başlandı.aman allahım midem mütiş bulanıyor, anlatılacak gibi değil felaket bi haldeyim. yattığım yerden kıpırdayacak halim yok yiyecek bişey istermisin diyolar aman sakın hiç bişey istemem gidin başımdan kimseyi çekemem sonradan düşünüyorum da ilaçların rtkisi herhalde ben böyle aksi huysuz biri değilim çok değiştim.17 gün sonra saçlarım elimde kalmaya başladı.kızımla gidip kazıttık.havalar sıcak olduğundan rahatta oldu.böylede güzelmiş.eğer kemoterapi olmasaydı hiç bir zaman saçlarımı kazıtamazdım.kemoterapi ilk 10 gün fena halde sarsıyor sonra daha iyisin bir gün 2. kemoterapimi yoksa 3 mü hatırlamıyorum bi ateş geldi bana ayaklarımdan başladı giderek kalbime doğru geldi o sırada kızım anneciğim birşey istermisin diye soruyor senmisin soran sert bi sesle çabuk git gözüm görmesin dedim biraz sonra babası gelmiş adam yazık aklı bende babacığım çok sinirli sakın içeri girme demiş ben odamın kapısının kenarında sadece eşimin kafasını farkettim. nasıl bağırıyorum anlatamam ne bakıyosun öyle ben hayvanmıyım madem geldin gir içeri kafanı uzattın ordan burası hayvanat bahçesimi....adamcağız anında yok oldu tam aşağı inerken komşuya rastlamış o da gülşen nasıl diye sormuş bizimki -terör estiriyo terör diye cevap vermiş zavallı komşu hiç bişey anlamamış tabi neyse bunun gibi daha neler...kimi trajik kimi gerçekten komik kimi acı bir sürü hikaye....6 kür kemoterapi aldım gerçekten çok zor günlerdi o zaman ben, ben değildim ilaçlar insanı değiştirebiliyomuş demekki. ardından.hemen ışın tedavisine gönderdiler.20 küsür günde ışın aldım felaket bi şekilde halsizlik yapıyo o da kolay değil kemoterapi kadar olmasa bile yine sarsıyor. neyse onuda atlattık artık .durumum yavaş yavaş düzeliyor hayata 4 elle sarılmışım.oğlum çalışıyor, kızım iş bakıyor.eşimin işleri her zamanki gibi müşteri olursa canla başla çalışıyor ama iş yokki doğru dürüs...(eşim döşemeci koltuk oturma gurupları ve bunların tamiri) hızla daha iyiye gittiğimi hissedebiliyorum çok mutluyum eşim ve çocuklarımın desteği beni dahada güçlendirdi.aile bütçesine katkıda bulunmak için birşeylerle uğraşmak istiyorum,rengarenk pullarla sigaralık, gözlük kabı, cüzdanlar hatta çantalar bile ördüm çok seviyorum el sanatlarını...bunları arkadaşlarım vasıtasıyla sattık.bana epeyce bi gelir oldu ne güzel di mi? bu arada değinmeden geçemeyeceğim...o günlerde başlayan derya gibi bana güç verdi beni heveslendirdi bende hayal gücümü yanıma alarak çok güzel beğeni toplayan pek çok güzelliler ortaya çıkardım.sitemde yaptıklarımı sizlerle paylaşacağım o günden beri derya gibi yi şimdi yeni adıyla deryalı günleri hiç kaçırmadan takip etmeye çalışıyorum çalışıyorum dedim çünki hastaneye gittiğimde izleyemiyorum.teşekkürler sevgili derya baykal samimiyetin için güler yüzün için böylesine dopdolu muhteşem programın için ve en muhteşemi sevgi dolu güzel bakışların için teşekkürler...

aradan 2 yıl geçti, bel fıtığı vardı sağ tarafta, epeydir bakılmadı yine ağrısı bacağıma vuruyor.oda beni rahatsız ediyor,rahat yürüyemiyorum yürümeyide öyle severimki...3 aylık kontrolümün günü geldi yine off hastaneye gitmek istemiyorum artık.neden hala 3 ayda 1 kontrol, neden 6 aya çıkarmıyorlar? doktora bacağımın ağrısından söz ettim, belin emarına bi bakalım dedi,bunun yanında bir sürü tetkik...10-15 gün içinde hazırladık sonuçları her zaman olduğu gibi...her şey normal belimdeki fıtık küçük bir fıtıkmış dr anlattığım kadar rahatsızlık vermeyeceğini söyledi,-birde kalça hizasından bi emar görelim dedi.emarı çektirdim birkaç gün sonra sonucu aldım otobüse bindim raporu çıkarıp okumaya başladım o da ne eklem içerisinde 3 tane 2 cm çapında tümör görüldü yazıyor.yok canım bi yanlışlık olmalı, böyle bi ihtimal varmıydı ay inanamıyorum.ertesi sabah erkenden hastanedeyim hala belki yanlışlık vardır diye düşünüyorum.dr da şaşırdı sonucu görünce...tabiki proflardan özel bi dr um yok poliklinikte muayene oluyorum yalnız dr h.......beyi tercih ediyorum o da beni çok iyi tanıyor artık.dr dosyayı aldığı gibi kalktı -siz bekleyin beni diyerek dışarı çıktı.1 saate yakın bekledim nihayet geldi -sanırım bi yanlışlık var biz bu emarı ilaçlı olarak tekrar görelim.yeniden emara girdim ne korkunç bi yer soğuk ve mezar gibi...hareketsiz olmak gerek düşüncelerimi kontrol ederek başka yönlere kaydırmaya çalışıyorum nihayet çekimin yarısı bitti, şimdi en zor işlemde sıra damardan ilaç verilmesi gerek ama damarlar o kadar ince ki çekmiyor patlıyor herkes başımda bir panik nihayet oldu kaçıncı denemeydi bilmiyorum.sağ taraf zaten yasak sol elim sızı içinde çekim bitti kalktım elim morarmış her yerinde bi pamuk bantlı. sonuç için birkaçgün beklememiz gerek.bu arada her geçen gün hızla bacağımın ağrısı artıyor çok rahatsızım.bu arada kızıma söz kesildi birbirlerini çok seviyolar allah sonlarını hayır etsin inşaallah.sonuçlar geldi...evet doğruymuş kendimi hazırlamıştım şaşırmadım.dr tekrar incelemeye aldı raporları, başka dr larla görüşüldü ışın görmem önerildi ve dosyayı radyasyon onkolojisine gönderdiler.ordan kararın çıkması 1 ayı buldu, bu arada kuvvetli dozda ağrı kesiciler kullanıyorum yürürken topallamaya başladım.basmakta güçlük çekiyorum.radyasyon onkolojisi ışına karşı çıkmış kararı reddediyor.eee şimdi nolacak? vakit geçiyor hala icraat yok çok sinirliyim oyalandığımı düşünüyorum ankara ya gitsemmi acaba.medikal onkoloji dosyayı yeniden radyasyon onkolojisine gönderdi 10-15 gün sonra beni hastaneye çağırdılar,ışına karar verilmiş oradaki dr.la konuşuyoruz, biz bunların kanser oldoğunu düşünmüyoruz onun için ilk karar böyleydi, şimdi ışına karar verdik ama fikrimiz değişmedi bu konuda en net karar biyopsi sonunda belli olur,ama eklem içi biyopsi zor bi işlem olduğundan önce ışın görmene karar verdik,şimdi mümkün olduğu kadar az etkileneceğin şekilde sana bu uygulamayı yapacağız,birde çok ağrın olduğu için bu kararı aldık...1 hafta içinde gereken evrakları imzaladıktan sonra çizim yapıldı ve tedaviye başlandı.10 seans ışın verildi.

ağrım oldukça azalmış yürüyüşüm de düzelmişti ama 15 - 20 gün gece gündüz vaktimin çoğu klozetin üstünde geçiyor hiç bir ilaç kar etmiyor hatta aldığım ilaçlar midemi ağrıttı sancıdan kıvranıyorum. 1 ay sonra düzeldim medikal onkolojiye geri döndük. dr h......bey yine benim dosyayı alarak yardımcı doçent olan dr........la görüşmeye gitti,bir kaç dakka sonra beraber odaya girdiler çok şaşırdım, ağrım geçtiya bu kadarla kalacak diye düşünüyorkeeen kemoterapiye karar verdik demezlermi...ilk sözüm -benimle dalga mı geçiyorsunuz? dr hayır deyince -o zaman şaka yapıyosunuz -hayır çok ciddiyiz. yaa inanmıyorum olamaz. gerekli açıklamalardan sonra kemoterapi ilaçları yazıldı. söyleyecek bişey yok ne yazıkki...ilaçlar alındı yine hastanedeyiz bu sefer eşim yanımda, damar yok napıcaz 5-6-hata 7 kere deniyorlar hepside işinin ehli olan kişiler ama damarlar çok ince önceki kemoterapilerdende etkilenen damarlar iyice daralmış derinleşmiş neyse sonunda bulundu ilaç gitmeye başladı ama normalde 3 saatte bitecek olan ilaç 8 saatte ancak bitti. ah sol kolum dirseğime kadar mos mor.akşam oldu taksiye bineceğiz eşim çağırmaya gitti ben oturuyorum, ayaklarım ve ellerimde karıncalanma hissettim çok geçmeden eşim geldi bana hadi gel diyor ayaklarımı hissetmiyorum ağlamaya başladım hemen fırladı yanıma geldi üzülme geçecek diyor, kim dinler eve kadar ağladım.taksiden inerken beni sırtına aldı nihayet eve geldik, hemen beni yatırdı yanıma ihtiyaç duyabileceğim her şeyi koydu bi müşteri bekliyordu gecikmem çabuk gelirim diyerek çıktı. oğlum kızım çalışıyor,onun için evde kimse yok yarım saat sonra ayaklarım açıldı yavaş yavaş yürümeye başladım..1 hafta sonra yeniden kemoterapi almam gerek ama hemşireler takamayacaklarını söylediler.bi alet varmış (kemoterapi portu) onu taktırın öyle gelin dediler çünki bu kemoterapi ilaçları eğer damarın dışına zerre kadar bile sızacak olsa kemik ve kas dokusunu eritiyormuş .poliklinikten bi dr. adı verdiler onunla konuştuk aletin fiyatı 1,5 milyar dı o zaman eee bide takma parası toplam 2 milyar nerde bizde o para... sigorta karşılıyo dediler gittik yazdırdık aleti gene alamıyoruz önce parası peşin ödeniyormuş, tam hayaller suya düştü derken ( ramazan ayı içindeydik) telefonum çaldı. ankaradan aralarında para toplamışlar belki ihtiyacım vardır diye nereye yatıralım diyorlardı. sevinçten ne diyeceğimi şaşırmıştım hiç beklemediğim bir şeydi bu...yerine cuk oturdu derlerya işte tam öyle oldu. allah razı olsun. allah kimseyi bunaltmasın.aleti aldık.. takıldı.dr lar kemoterapiden vaz geçmişler bu arada. dr h.......bey seni ortopedinin görmesini istiyoruz dedi.tabiki bu arada benim güzelim saçlar gitti gene gürültüye.önceden düz ve zayıf olan saçlarım dalgalı ve daha gür gelmişti...bakalım bu sefer nolacak.ortopedide benimle ilgilenebilecek tek bir isim verildi.kemik metastasları üzerine uzman olan prf.......un hastanede özel muayenesi yok.muayenehanesine telefon edip randevu aldık ama param yetmiyor.bir kaç yere telefon ettim neyse parayı denkleştirdik. randevu gününe 6 gün var, bu süre içinde nasıl olsa sigortalıyım hastaneye gidip bi de oraya görüneyim dedim demez olaydım, efendim tümörler kalça eklemi içinde olduğundan çok zormuş bu ameliyat. üstelik eklemin kırılması gerektiğinden ancak protez konularak ameliyat edilebilirmiş, ama kanser hastası olduğumdan dolayı ya ışın alacak olursam protez ışığı yansıtacağı için o yöntem de sakatmış. hadi buyurun cenaze namazına...ben bavulumu topladım her şeyim hazır ankaraya gidicem başka çare kalmadı son olarak şu randevu gününü bekleyim bakalım ne olacak? kafam iyice karışık, bir öyle bir böyle kendimi oyuncakmışım gibi hissediyorum. dr..un muayenehanesindeyiz yanımda kızım var çok heyecanlıyım.ne dicek acaba...dr bizi ayakta karşılıyor hoşgeldiniz dedikten sonra başladım anlatmaya sinirlerim bozuldu heh ağlıyorum hem anlatıyorum, hiç sözümü kesmeden dinledi, sonra neler yapılacağını iskelet üzerinde bana göstererek izah etti, hiçte öyle kemik falan kırılmayacakmış.önümüzdeki hafta bayram, hemen bayram ertesi seni ameliyata alalım dedi.ameliyatın ismi derin biyopsi.

oooooohhhh gerçekten rahatlamıştım , ağlıyarak endişeli girdiğim dr dan rahatlamış olarak ve gülerek çıktım.eve gelir gelmez bavulumu boşalttım. dr bana çok güven vermişti. böyle biriyle karşılaşacağımı düşünmemiştim. ameliyat gününe kadar yapılması gereken tetkikleri bayramdan önce bitirmemiz gerek. birkaç gün sonra her şey hazır.bayramdan sonra ilk iş günü hastanedeyiz, yatış işlemleri hazırlandı odamı gösterdiler, ne güzel odalar 2 kişilik banyo ve klozeti içinde televızyonu küçük buz dolabı herşey var.kızım yine işi bıraktı ona nişan yapacaktık, metastas aklımızda yoktu.neyse bundada vardır bi hayır. ameliyat yarın , şu an yapacak bişey yok sabah gelirsiniz. herkesi gönderdim. oda arkadaşım yaşlı bi teyze ikimizin dr u da aynı.teyzeninde yanında kızı var , çok hanım efendi çok tatlı insanlar...

sabah ilk ameliyat teyzenin sonra benim. hemşire, akşam yemeğinden sonra birşey yiyip içmeyin dedi.hazırız artık rahat geçen bi geceden sonra hemşire geldi, nabız ateş tansiyon gibi kontroller yapıldı. teyzeyi götürdüler heyecanla sıramı bekliyorum. çok sevdiğim saygı duyduğum manevi bi ablam var, ona narkozdan korktuğumu söylemiştim, hastanede narkozitör bi tanıdığına benden bahsetmiş, odama beyaz önlüklü güzel bi bayan girdi ve gülşen hanım sizmisiniz? diye sordu. evet dedim heyecanla. yanıma gelerek: geçmiş olsun ben ........ablanın yakınıyım bana sizden söz etti. öylesine duygulandımki, gözlerimden yaşların akmasına engel olamadım. o ise bana gülerek hiç merak etmememi hep yanlmda olacağını söylüyordu. hadi görüşürüz diyerek yanımdan ayrıldı. çok mutlu oldum. tarifi imkansız bunun...bizimkiler geldi, oğlum, kızım damadım, eşim, abimle hanımı, güzel bi tablo...saati tam hatırlamıyorum, ama öğleye doğru geldiler, yeşilleri giydim, herkes ameliyathanenin kapısına kadar geldi, onlara el sallayarak gülücükler atarak içeri girdik. en son eşimin ağladığını gördüm. içerde çok sıcak bi havayla karşılaştım, güleryüzlü hemşireler ve sabah gelen narkozitör dr. varya, oda orda geniş ve güneşli bi salondayız doktor hanım benden yaşça küçük olduğu için abla diyor, gel sana narkoz vermeyelim, belden uyuşturma yapalım ne dersin? birden ne diyeceğimi şaşırdım hiç beklemiyordum,dr şaşkınlığımı görünce, sen merak etme ablacığım hiç duymayacaksın dedi. sana güveniyorum dedim. belden bi alet taktılar hiç acımadı yavaş yavaş ilaç vermeye başlandı bu arada tansiyon nabız kontrol altında otomatik ölçülüyor,yarım saat veya 1 saat sonra artık ayaklarımı oymatamıyorum. vakit geldi, içimde bi heyecan var, korkumu yoksa endişe mi tam bilemiyorum, ameliyat olacağım odaya getirdiler

prf. dr.....bey bekliyordu,yüzü koyun yatırdılar, operasyon hemen başladı narkozitör arkadaş tam karşımda oturuyor, en ufak bi rahatsızlığında hemen söyle hiç çekinme gerekeni yaparız ... ameliyathanenin içi soğuk üşüdüm diyorum hemen sıcak yeşil örtü getirdiler birkaç defa başımı kaldırıp arkama bakmaya çalıştım dr hemen: arkasına bakanlara ceza kesiyoruz..dedi. güldüler.bende güldüm, karşımda dr hanım bana bilgi veriyor, şu an kesildi, şimdi derine iniliyor, kemiğe geldiler, artık toparlanıyo, şimdi dikiliyor derken 3 saat sonra bitti. narkozlu olmadığım için bekleme odasına girmeden dışarı çıkardılar, sedyeden kafamı kaldırarak ben iyyyyiiiyiiiiimmm dedim. bizimkiler şaşkın şaşkın bakıyolar bana.

tabi böyle çıkacağımı hiç düşünmedikleri için şaşırdılar.ah bizim deli yaptı gene yapacağını demişler. şu an ilaçların etkisinde olduğum için acı duymuyorum tabi.çarşafla kaldırarak yavaşça yatağıma aldılar. işte bunuda atlattık, ama bakalım içinden ne çıkacak? dua ediyorum sürekli, zor ve acılı bir gecenin ardından nihayet sabah oldu. heyecanla dr.......beyi bekliyoruz. zaten ameliyat sırasında kemikten temizlediği o her neyse zamazingoları kavanoza koyup bizimkilere vermişler, hemen patolojiye götürün bunları demişler benim haberim yoktu. hemşirelerin kontrolleri bittikten sonra dr.....bey

geldi,-günaydın nasılız bakalım? muayeneden sonra, - sana bi müjdem var, ordan çıkardığımız şey hiç kansere benzemiyor, kistik lezyon gibi

onun için kemoterapi vermiyoruz şimdi sana.bakalım bekleyelim şu patoloji raporunu...o an bundan daha güzel bi haber düşünemiyorum.ben yine ellerimi açmış allahım şükürler olsun diye dua ettim. yanıma başka bi hasta geldi, teyze özel odaya geçmiş. 2. gün yanımdaki hastanın refakatçileri ile yatağın kenarına oturarak kağıt oynadık. çok eğlenceliydi. odamıza gelen yürüyebilen hastalar işte kahkahalar bu odadan geliyo diye birbirleri ile konuşuyolar.çok olan ağrımın hafiflemesi için öğlen hemşire iğne yaptı şimdi daha iyiyim, yalnız ben iyi olunca muzurluklarım bitmiyo yanımdaki hasta bayanın genç oğlu ( o zaman saçlarım olmadığından hastaneye perukla gelmiştim, dolapta duruyodu )

peruğu gördü hadi taksana dedim, buda taktı gerçekten aman allahım biz gülmekten kırılıyoruz, kahkahaları duyan hemşire ve dr lar içeri girmesinlermi....onlarda başladı gülmeye, zaten sabahta kağıt oynarken yakalanmıştık. bizim oda oldu kahkaha odası...yine zor bi gece den sonra 3. günkoltuk değnekleri ile bacağıma çok baskı yapmadan yürüdüm.dr kontrolunü yaptı ve gidebilirsiniz dedi. ay hiç beklemiyoduk yaşasııın çıkıyoruz. çok iyiyim tek korkum patoloji sonucu, hani acabamı diyorsunuz. kemik olduğu için biraz uzun sürermiş, 25 gün kadar geçti galiba, her gün telefon ediyoruz çıktımı diye...nihayet evet cevabı geldi. kızım gitti hastaneye...heyecanla bekliyorum, telefonum çaldı, kızım arıyor ellerim titreyerek açtım, anneee anneem kistik lezyon yazıyo kanser değilmiş anneeeem.o gün evde kutlama var sevinç rüzgarları esiyor artık bitti yendik hep birlikte...biz galibizz. artık koltuk değneği kullanmıyorum, tek değnekle yürüyorum, hani şu dirsekte olanlardan.

kısa bi süre sonra, onuda bırakabilirsin artık dedi dr.şimdi içimde fazladan bi alet taşıyorum hani takılmıştıya kemoterapi portu.onuda aldırmak gerek böyle söylediğime bakmayın hiçte kolay değil, takılırkende çok zor olmuştu. kızıma nişan yapabilecekmiyiz acaba? ben şimdiden düğün hazırlıklarına başladım bu arada kemoterapi portunuda aldırdık..önceden el sanatları öğretmenliği yaptığım için elim yatkın kına torbaları, kına sepeti kına tası süslemelerini şimdiden tasarlıyorum. çeyizlerini kontrol ediyorum,eksiklerin listesi derken kış bitti,yine değişik bir model ve örnek tasarladım. iri yuvarlak pullarla örerek çanta yapıyorum, oğlumun çalıştığı ayakkabıcı getirin biz satalım şizin için dedi. yine para kazanmaya başladım. bu arada saçlarım uzamaya başladı, nasıl biliyomusunuz,kıvırcık inanılır gibi değil. tam birbuçuk yıl oldu, ben çok iyiyim ama kızımın düğününden 2 gün önce mayıs ayı akdeniz üniversitesi turizm yüks. okul. mezunu 25 yaşında kızımız benim sevgili yeğenim bi kapkaççı tarafından iş dönüşü vurularak öldürülmüş. perişan bir haldeyiz,düğüne gelecekler, cenaze almaya geldi.tabiki düğün düğüne benzemedi, hemen sonra bilet aldım ankaraya gitmem gerek. sabah erkenden servise binmek için evden çıkmak üzereyim bir telefon. hayırdır diyorum ama hayır değilmiş babam!

babacım ölmüş.annemi 14 yıl önce kaybetmiştik, artık babamda yok. 8 saat yol,cenazesine yetişemedim beni beklememişler. tam 2 ayı aşkın bi süre ankarada kalmak zorunda kaldım. mevlitler dualar bu arada veraset işlemleri...ailem beni ben de onları çok özledim. artık dönüyorum uçakla git diyolar, ben hiç uçağa binmedim, ya korkarsam, aman canım niye korkacakmışım biletimi aldım. hemen telefon ediyorum, pazar günü geliyorum,beni şu saatte hava alanından alın...kızım sevinçten bağırıyor ohhh anne nihayet. sağ ayağım tekrar ağrıyor

bi daha çok iyiyim demicem kimseye nazarmı değiyor noluyor tam ben oh iyiyim artık derken bişey çıkıyor. ayağımın ağrısı inşaallah ciddi bi şey değildir. zaten kontrollerim yapılacak gitmişken onu da gösteririm.oturduğum eve hırsız girdi.cep telefonlarını ve ortada olan bi miktar parayı çalmışlar. haram olsun. şimdi korkuyorum, tedirginim taşınalım burdan diyorum eşime, pazartesi bi eve baktık beğendik anlaştık salı eşyaların bir bölümünü topladım,çarşamba sabah ortopedi randevusu var, daha önce ayağımı gösterdiğimde film istemişti, çektirdim, filme baktıve bu ayağın bi emarını görelim dedi. emarı da hazırlayıp erkenden hastaneye geldim, muayene sonucu ameliyat edelim seni hemen demezmi. hayır dedim bi sakıncası yoksa gittiği yere kadar gitsin. öğleden sonra onkoloji randevusuneyse oda normal gerekli testleri daha önce yaptırmıştım. biz o gece 2 ye kadar ev topladık kızım damadım da geldiler...perşembe sabah ev taşındı öğleye kadar bitti. benim ayağım hala ağrıyor.ayrı günlerde 2 özel dr a gittim, iyiyki ameliyata hayır demişim, çünki ameliyatlık bi durum yokmuş.görmüş olduğum kemoterapilerin sonucu ( herkeste değil 1000 de 1 )kemiklerde kireçlenme ve ayaktaki yumuşak dokularda tahrifat oluşmuş, ilaçlı tedavisi yok sonu ne olur diye soruyorum,-sakat olursun diyolar peki ya çaresi...basmayacaksın. hoppalaaa.ben yerimde duramıyan biri nasıl olurda basmaz, ya düşünün bikere bütün gün sağlam olduğunuz halde yatabilirmisiniz? ya da oturulabilinirmi? imkansız bişey...yalnız sağ ayak değil soldada varmış aynısı...komşularımı çoook seviyorum, hepside çok iyiler, 15 günde 1 kahvaltı günü yapıyoruz. burayı çok sevdim.şimdilik sokağa çıkarken tek değnekle çıkıyorum aslında tabiki çift olması gerek, bakalım zaman ne gösterecek....ben herkesi çok seviyorum. veee lütfen kendinizi adet günlerinizden sonra yoksa banyoda veya yatarken kontrol edin. unutmayın ağrı sızı yok. belirtiler ancak son evrede... lütfen dikkat edin kendinize bana olmaz demeyin, insanız başımıza herşey gelebilir. herhangi bir rahatsızlığınızda boşver geçer demeyin.özellikle belli bi yaştan sonra kontrollerinizi ihmal etmeyin, vee unutmayın bu canı allah verdi yalnız o alır, bizim üzerimize düşen ona en iyi şekilde bakmak ve korumaktır. sevgilerimle....

gülşen

29/7/2007

BİR BİLENE SORMUŞLAR

BİR BİLENE SORMUŞLAR...


Sormuşlar bir bilgine: HAYAT ne? Diye
Demiş bilgin; iki yönlü bir yol
devam eder bilinmeze.
Sen görmemezlikten gelsen de
vardır bir yoldaş her köşesinde
Bazen çıkarsın zorlukla dar bir yokuştan
bazen de aşarsın dertleri
sanki uçuyormuş gibi inerek buradan.


Peki, SEVGİ nedir? Demiş biri
Kalbine sığmayacak kadar geniş
Dedikodusunu yapamayacağın kadar temiz,
kokusunu alamayacağın kadar uzak
hayal edemeyeceğin kadar yakın...


Ya KORKU nedir? Diye atılmış diğeri
Bir yağmur damlasındaki barut kokusu.
Belki de saklanılan bir hayal yontusu
ya bir miniğin haykırırışı,
ya da yüreği yaralı bir kuşun feryadı....

 

Peki ya UMUT nerededir? Diye atılmış bir umut avcısı.
Bilinmezde değildir bilirim, demiş yerini kaygılı ve tasalı.
Aradın boşuna heryeri ama unuttun en kolay yeri besbelli
bunu derken işaret etti insanın en derinden yaralanan yerini...

 

Peki DOST kimdir? Diye sormuş biri.
Demiş; paylaştın mı sevgini, korkunu, ümidini ve yenilgini,
verdin mi desteğini, sordun mu halini,
yolladın mı yüreğini, ağladın mı onun gibi.


Hissettin mi DOSTLUĞU? Demiş diğeri.
Bilgin demiş:
Karşılığı olmadan verilir mi hiç yürekteki sevgi?
Dostluk dediğin; tek bir ruhun, iki ayrı bedende dirilmesi...

 

 

 

Bağlantılarım

OnlineZiyaretci.com kodu baslangici--> Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı
Blogcu ile yapıldı